1843 Yılından Beri Basılan Türk Lirasının İlginçliklerle Dolu Tarihi


5 Ocak 1843 tarihinden beri basılan Türk lirası, o günlerden bu günlere nasıl yollardan geçti? İşte Türk lirasının tarihi.
1843 Yılından Beri Basılan Türk Lirasının İlginçliklerle Dolu Tarihi

türk lirası bir buçuk asırdan uzun zamandır bu toprakların para birimidir

iso4217 uluslararası para birimi kodlama sistemindeki kısaltması eskiden trl iken, yeni türk lirasının çıktığı 1 ocak 2005 yılından sonra bu kısaltma try olarak değiştirilmiştir. yurt içinde kullanılan kısaltma ise ytl'nin kullanıldığı 2005-2009 arasındaki dönem haricinde hep tl olagelmiştir. 1 ocak 2010 tarihinden sonra ytl tedavülden kalkmıştır, ancak uluslararası kısaltmadaki yeni türk lirası kısaltması olan try halen kullanılmaktadır. 
 

lira isminin romalıların bir poundluk bronzu ifade etmek için kullandıkları libra kelimesinden geldiği bilinmektedir

bu ağırlık ölçüsü aynı zamanda bir para birimi olarak kullanılagelmiştir. söz konusu terim sonraları livre ve lira kelimelerine dönüşmüş olup, bu kelimenin kökeninin de romalılardan önceki dönemlere, hatta truvalılara kadar uzandığı sanılmaktadır. libra bir hesap ölçüsü olarak yüzyıllarca bu ağırlıktaki altın veya gümüşün değerini ifade etmek için kullanılmıştır. türk lirasının dışında, ingiliz lirası, irlanda lirası, fransız livresi (781-1794 yılları arasında kullanılmıştır), lübnan lirası, kıbrıs lirası, mısır lirası, sudan lirası, venedik lirası, italyan "liret"i (1861-2002 arasında kullanılmıştır, italya'da lira ve lire denmekteydi), israil lirası (1948-1980 arasında kullanılmıştır) gibi para birimlerinin varlığı da söz konusu olmuştur. ingiltere'de lira veya libra kelimesi yerine pound kullanılması 1 libra'nın 1 pound'a eşit olmasından dolayıdır. pound'un sembolü bu yüzden liranın l'sinden gelir ve £ şeklindedir.
 

türk lirası ilk defa 5 ocak 1843 tarihinde basılmıştır

bu tarihten önceki dönemlerde, akçe gibi para birimleri ülkemizde kullanılmaktaydı. sultan abdülmecit döneminde basılan ilk lira altındı. ön yüzlerinde bir çelenk ile çevrelenmiş tuğra ile üstünde yedi tane beş kollu yıldız bulunmaktaydı. mecidiye altını olarak bilinen bu paralara halk arasında sarı lira denmekteydi ve özellikle kaime adı verilen ve aslında birer devlet borçlanma senedi olan karşılıksız kağıt paraların ortaya çıkmasıyla halkın gözünde daha bir kıymete binmişlerdi (bkz: hani benim recebim recebim). sarı liralar, tashih-i ayar kararnamesi ile ortaya çıkmıştı. 1854 yılında yarım ve çeyreklikleri, 1855 yılında iki buçukluk ve beşlik katları basıldı.

 

"sarı lira"nın basılmasından 10 yıl sonra 1853 yılında kırım savaşı patlak verdi

 

kırım savaşı osmanlı devleti'nin ödemeler dengesini ciddi şekilde bozdu ve ilk defa bu dönemde avrupalı ülkelerden borç alındı. ancak bu borçlar fabrika inşaatlarına ve sanayileşmeye değil saray inşaatlarına harcandı*. zamanla devletin borçlarının artması ve madeni paranın değerini giderek yitirmesi sonucu alacaklı konumundaki batılı emperyalist ülkeler osmanlı devleti'nin bastığı paraları kabul etmemeye başladı ve ödemelerde yalnızca osmanlı bankası adı verilen kendi kontrollerindeki kuruluşun basacağı paraları kabul edeceklerini belirttiler. osmanlı hükümeti de bu koşulu kabul etti ve böylece altın karşılığı kağıt para basma yetkisi osmanlı bankası'nın tekeline alındı. 1863 yılında da ilk banknot türk lirası osmanlı bankası tarafından tedavüle çıkarıldı. böylece osmanlı hükümeti senyoraj gelirinden mahrum oldu.


osmanlı devleti'nin parçalanması ve topraklarının yavaş yavaş paylaşılması sürecinin, osmanlı bankası ile başlayan parasal vesayetin, ekonominin ve maliye sisteminin geneline yayılması, reji idaresi ve düyunu umumiye gibi kuruluşların faaliyetleriyle birlikte, cumhuriyet dönemine değin devam ettiği görüldü. cumhuriyet dönemine gelindiğinde, 1924 yılında osmanlı bankası'nın türk lirasını basma imtiyazı kaldırıldı ve 1931 yılından itibaren türkiye cumhuriyet merkez bankası'nın kurulmasıyla birlikte türk lirası gerçek anlamda yerli bir para haline geldi.

 

cumhuriyet döneminin ilk kağıt paraları 1927 yılında basıldı

 

cumhuriyetin ilanından günümüze değin 9 emisyon dönemi söz konusu oldu, bunların alt gruplarıyla birlikte 126 tertip banknot dolaşıma girdi. birinci emisyon dönemi 1931'e değin sürdü. henüz merkez bankası kurulmadığından ve osmanlı bankası'nın tekeli de sona erdiğinden bu paralar yurt dışında bastırıldı.1931'de ikinci emisyon dönemi başladı. bu dönemde basılan paraların en önemli özelliği, üzerinde arapça harfler yerine latin harflerinin yer alması ve yurt içinde yerli imkanlarla basılmasıydı.


1927'den 1938'e değin paraların üzerinde Atatürk resmi bulunmaktaydı. 1938 yılında Atatürk'ün ölümünden sonra, ikinci emisyon döneminde basılan paraların üzerine 1938'den itibaren ismet inönü'nün resmi basılmaya başlandı. bu olay çeşitli tartışmalara neden olsa da, aslında tamamen kanunun uygulanması böyle bir durumu ortaya çıkarmıştı. söz gelimi, Atatürk zamanında kabul edilen türk parası kanununa göre, paranın üzerine mevcut cumhurbaşkanının resminin basılacağı hükmü geçerliydi.


ancak yine de üzerinde inönü resmi bulunan paralar, ikinci dünya savaşı'nın yarattığı mali olumsuzluklara bağlı olarak yeterince basılamamış ve Atatürk resimli paraların kullanımı da uzunca bir süre devam etmiştir. savaştan sonra ise, 1951 yılında kanunda değişiklik yapılarak, paraların üzerine cumhurbaşkanının resminin basılacağı hükmü kaldırılarak, yalnızca Atatürk'ün resminin basılacağı ifadesi konmuştur. böylece o günden bugüne paraların bir yüzünde daima Atatürk'ün resmi olagelmiştir. 

80'lerde paraların bir yüzüne atatürk resmi basılırken, diğer yüzlerine çeşitli sanatçıların, devlet büyüklerinin ve tarihe mâl olmuş başka kişilerin de resmi konmaya başlandı

yedinci emisyon dönemine tekabül eden bu paralardan, üzerine mimar sinan'ın resmi basılan 10 bin tl 1982 yılında, üzerinde mehmet akif ersoy'un resmi bulunan 100 tl 1983 yılında, mevlana'nın resminin yer aldığı 5000 tl 1985 yılında ve fatih sultan mehmed'in yer aldığı 1000 tl 1986 yılında tedavüle çıkarıldı. paraların üzerinde çok sayıda farklı yüzün yer aldığı söz konusu dönemde türk lirası barış manço'nun anahtar adlı şarkısına konu oldu:

 

80'ler sonu ve 90'ların başında görülen yüksek enflasyon, tl'nin diğer para birimleri karşısındaki değer kaybının da arttığı bir süreci beraberinde getirdi

 

dört, beş ve altı sıfırlı paralar yaşamımıza girdi. yeni paraların tedavüle çıkarılmasındaki yönetmelik kuralı, en büyük para küpürünün piyasada dolaşımda bulunan paraların içerisindeki miktarının yüzde 75'in üzerine çıkması halinde, daha büyük küpürün çıkarılması esasına dayanmaktaydı. 1931 yılında çok büyük para olan 1000 tl, 90'lı yıllara gelindiğinde demir para haline geldi. kasım 1991'de dolaşıma giren 100 bin tl o zamanın en büyük parası iken, 1999 yılında neredeyse bir somun ekmek parasına eşitti.

 

1997'de 5 milyon tl tedavüle çıkarıldığında o zamana kadar görülmemiş yenilikleri barındırmaktaydı

 

söz konusu para güvenlik önlemleri açısından çok ileri düzeydeydi; yatay biçimde göz hizasına kaldırılıp ışığa doğru bakıldığında görülebilen motifler, morötesi ışıkta parlayan seri numara ve kabartmalar... ancak yine de cumhurbaşkanı süleyman demirel bu paraya alışamadığını söyleyecekti çünkü daha bir kaç yıl öncesinde cebindeki en büyük para 1 milyon tl idi. oysa sadece 2 yıl sonra 10 milyonluk banknotlar piyasaya sürülecekti.

 

bu durum, paramızın yıllar içerisinde yabancı paralar karşısında nasıl değer kaybettiğini ve enflasyonun nasıl hızla arttığını ortaya koymaktaydı

 

2002 yılına gelindiğinde ise, abd'nin merkezî para otoritesi fed'in, doların emisyon hacmini arttırmaya başlaması, türkiye cumhuriyet merkez bankası'nın daraltıcı para politikası uygulamasını ve enflasyonla mücadeleyi kolaylaştırdı. böylece uluslararası piyasadan, faizleri yükselterek ikraz sermayesi çekilebildi ve bu da bir süre için uygulanan daraltıcı para politikası ile tl'nin değer kazanmasını sağladı. 2005 yılında paradan altı sıfırın atılması bu şekilde mümkün oldu. ancak on yıllık sürenin ardından, abd genişletici para politikası uygulamayı bırakınca, başlangıçta yüksek faizle gelen parayı, üretken yatırımlar yerine betona gömen türkiye tarihi bir fırsatı kaçırdı. böylece, halen büyüme için ihtiyaç duyduğu yüksek teknoloji ürünü üretim mallarını ithal etmek zorunda olan ve bundan dolayı da oluşan dış ticaret açığını finanse etmek için dövize ihtiyacı olan bir ülke olmaya devam etmekteyiz. bu da, tl'nin yeniden hızla değer kaybettiği günlerin geri geldiğine işaret etmektedir. yakın gelecekte 250 tl'lik, 500 tl'lik ve hatta 1000tl'lik banknotları tekrar günlük yaşamda görebiliriz.

Kaynak 1

Tepkileriniz Nedir?

like
1
dislike
0
love
0
funny
0
angry
0
sad
0
wow
0

Bir Yorum Yaz



Bu site çerez kullanıyor. Siteye göz atmaya devam ederek çerezleri kullanmamızı kabul etmiş oluyorsunuz. Şartlar ve Koşullar